|
TEBLİĞ
Dış Ticaret Müsteşarlığından :
İthalatta Korunma
Önlemlerine İlişkin Tebliğ
(Tebliğ No: 2006/10)
Kapsam
MADDE 1- (1) Bu Tebliğ, 5/1/2006 tarihli ve
26044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İthalatta Korunma Önlemlerine
İlişkin 2006/3 sayılı Tebliğ ile başlatılan ve 10/5/2004 tarihli ve
2004/7305 sayılı Kararnamenin eki İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında
Karar ve İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği çerçevesinde yürütülen
korunma önlemi soruşturması sonucunda alınan kararı içermektedir.
Soruşturma
MADDE 2- (1) Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel
Müdürlüğü tarafından yürütülerek tamamlanan soruşturma sonucunda ulaşılan
bilgi ve bulguları içeren sonuç raporu Ek I’de
verilmektedir.
Karar
MADDE 3- (1) İthalatta Korunma Önlemlerini Değerlendirme
Kurulu, 2501.00.31.00.00, 2501.00.51.00.00, 2501.00.99.10.00,
2501.00.99.90.11, 2501.00.99.90.12 ve 2501.00.99.90.13 Gümrük Tarife İstatistik
Pozisyonlu tuz ithalatında 3 (üç) yıl süreyle korunma önlemi uygulanmasına
ve önlemin 1. yılında 35 ABD Doları/Ton eşik birim kıymetten, ithal edilen
ürünün diğer yurtdışı giderler hariç CIF birim kıymetinin (malın 1 tonu
için fiilen ödenen veya ödenecek bedel ile navlun ve sigorta bedelleri
toplamı) çıkarılması suretiyle hesaplanacak müspet farka tekabül eden tutar
kadar ek mali yükümlülük şeklinde uygulanması, söz konusu eşik kıymetin 2.
yıl için 33 ABD Doları/Ton ve 3. yıl için 31 ABD Doları/Ton olarak
belirlenmesi ve Dünya Ticaret Örgütü Korunma Önlemleri Anlaşması’nın 9.1
maddesi gereğince gelişmekte olan ülkelere muafiyet tanınması hususlarında
Bakanlar Kurulu’na öneride bulunulmasına karar vermiştir.
Yürürlük
MADDE 4- (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 5- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu
Bakan yürütür.
EK I
TUZ İTHALATINDA KORUNMA ÖNLEMİ SORUŞTURMASINA
İLİŞKİN SONUÇ RAPORU
1.
GENEL BİLGİ
1.1
Kapsam
Bu rapor, İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında
Karar ve İthalatta Korunma Önlemleri Yönetmeliği (Yönetmelik) hükümleri
çerçevesinde yürütülen korunma önlemi soruşturması sonucunda elde edilen
bilgi ve bulguları içermektedir.
1.2
Soruşturma sürecinde bilgi
toplanması ve değerlendirilmesi
Soruşturma konusu maddenin yerli
üreticileri, ithalatçıları, tüketicileri, kullanıcıları ile bunların bağlı
olduğu kuruluşlar veya bunların yetkili temsilcileri ile ilgili
ülke/ülkeler yetkili temsilcileri ve ilgili ülkelerde yerleşik
ihracatçılar/üreticilere kendilerini ilgili taraf olarak tanıtabilmeleri ve
soruşturmaya ilişkin bilgi, belge ve görüşlerini göndermeleri ve sözlü
dinlenme taleplerini iletmeleri için yeterli süre tanınmıştır.
1.3
İlgili
tarafların bilgilendirilmesi ve dinlenmesi
Yönetmeliğin 4 üncü
maddesi çerçevesinde, ilgili tarafların görüşlerini karşılıklı olarak dile
getirebilmesini teminen soruşturma konusu maddenin yerli üreticileri,
ithalatçıları, ilgili ülkelerin yetkili temsilcileri ve ilgili ülkelerde
yerleşik ihracatçılar ile bunların bağlı olduğu kuruluşların katılımıyla
9/3/2006 tarihinde bir tarafları dinleme toplantısı düzenlenmiştir
1.4
Yerinde inceleme
Üretim sürecinin fiilen görülmesi amacıyla bazı
yerli üretim tesislerinde 11 Mayıs 2006 tarihinde yerinde inceleme
yapılmıştır.
2.
BENZER VE DOĞRUDAN RAKİP ÜRÜN
DEĞERLENDİRMESİ
2.1
Soruşturma konusu madde
Soruşturma
konusu madde, 2501.00.31.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonlu (GTİP)
“Diğer maddelerin imali için kimyasal değişimlere mahsus olanlar (Cl'den Na 'yı ayırmak gibi)” , 2501.00.51.00.00 GTİP’li “Denature veya sınai
amaçlara mahsus olanlar (rafine edilecekler dahil) (insanlar veya hayvanlar
tarafından tüketilen gıdaların hazırlanmasında veya korunmasında
kullanılanlar hariç)”, 2501.00.99.10.00 GTİP’li
“saf sodyum klorür”, 2501.00.99.90.11 GTİP’li
“kaya tuzu”, 2501.00.99.90.12 GTİP’li “tuzla
tuzu” ve 2501.00.99.90.13 GTİP’li “deniz tuzu”
tanımlı tuzlardır.
Soruşturma
kapsamında yapılan araştırmalarda elde edilen bulgulara göre ‘tuz (sofra
tuzu hariç, denature tuz dahil) ve saf sodyum
klorür (sulu çözelti halinde veya kalıplaşmaya karşı maddeler veya
serbestçe akmayı sağlayan maddeler içersin içermesin)’ tanımı kapsamında
yer alan maddelerin tümünün kimyasal formülü sodyum klorür (NaCl) olup, kimyasal bakımdan temelde farklılık
göstermemektedir. Kübik sistemde kristalleşen tuz,
%40 sodyum(Na) ve %60 klor(Cl)’dan meydana gelir. Yüksek basınç altında
plastik özellik gösteren tuzun sertliği 2-2,5 olup, özgül ağırlığı 2,1-2,55
gr/cm3 arasında değişir. Genellikle renksiz olmakla birlikte,
üretildiği şekliyle rengi gri, sarı, kırmızı, mavi veya yeşil
olabilmektedir.
Soruşturma kapsamında
yer alan tuz çeşitleri aşağıdaki şekilde tanımlanmaktadır:
- Diğer maddelerin
imalinde kullanılan tuz ve saf sodyum klorür: Bu tanım kapsamında temel
olarak % 99,9 saflıkta olan ve ağırlıklı olarak ilaç sanayiinde kullanılan
tuz bulunmakta ise de, “pure” tuz olmayan ve %95’in üstünde sodyum klorür
içeren ve klor, hidroklorik asit, kostik gibi maddelerin üretiminde
kullanılan tuzlar da çoğunlukla bu kapsamda sınıflandırılmaktadır.
- Denatüre veya sınai
amaçlara mahsus olan tuz: Tuzla tuzu (göl tuzu) ve deniz tuzu olarak
üretilen ve çoğunlukla yıkama işleminden geçen tuzlar bu kapsamda
tanımlanmaktadır.
- Saf Sodyum Klorür:
Yüksek oranda saflaştırılarak yabancı maddelerden arındırılmış, çoğunlukla
ilaç sanayiinde kullanılan tuz.
- Kaya Tuzu:
Yeraltında bulunan tuz yataklarından açık ya da kapalı madencilik usulleri
ile çıkarılan tuz.
- Tuzla Tuzu (Göl Tuzu):
Tuzlu göllerde yüksek tuzluluk oranına sahip ve kendiliğinden oluşan tuzlu
suyun güneş etkisi ile buharlaşması sonucu havuz zemininde çökelen ve
çeşitli üretim yöntemleri ile toplanarak yığın haline getirilen tuz.
- Deniz Tuzu: Deniz
tuzlalarında deniz suyunun buharlaştırılması sonucu üretim havuzları
zemininde çökelen kristalize tuzun üretim yöntemleri ile toplanması ve
yığın haline getirilmesi ile elde edilen tuz.
2.2
İlgili tarafların görüşleri
İthalatçı
taraflar arasında klor üreticisi firmalardan bazıları Türkiye’de üretilen
tuzun, yüksek teknolojiyle üretim yapılan tesislerinde kullanabilecekleri
kalite düzeyini sağlayamadığını ifade ederken, taraf olan bazı tekstil
firmaları yerli üretim tuzun sertlik derecesinin tekstil boyama işlemi
bakımından istenilenden yüksek olduğunu, amaçladıkları boyama kalitesine
ithal tuz kullanarak ulaşabildiklerini, yerli üreticilerin kalite artırıcı
yatırımlar yapması halinde yerli tuzun da kullanılabileceğini
vurgulamaktadırlar. Buna karşın, tuz üretimi yapan firmalar, üretim
teknolojisi ve ürün kalitesini artırma yönünde yatırımlara giriştiklerini
ve sanayicilerin ihtiyacı olan tuzu sağlayabileceklerini belirtmişlerdir.
2.3
Benzer
ve doğrudan rakip ürün
Tuz, yemek pişirme ve
mutfakta yararlanma amacı ile (sofra tuzu) kullanılmasının yanı sıra
gereğinde insan gıdası olarak kullanılmaya elverişli olmayacak şekilde
işlemlere tabi tutularak, tabii özelliği değiştirilerek, gıda sanayii
dışındaki alanlarda da kullanılmaktadır. Kimya sanayi başta olmak üzere,
demir-çelik, kağıt, deri, tekstil gibi çeşitli sanayi kolları ile
karayolları kar ve buz mücadelesi gibi alanlarda sıklıkla kullanılan bir
maddedir.
Tekstil terbiye
sektöründe tuz, ham kumaşın boya, apre ve terbiye işlemlerinde
kullanılmaktadır. Tuz, tekstil boyama işleminde boyanın kumaşa taşınmasında
gereken iyonik kuvveti sağlamaktadır. Bu işlem sırasında boya ile birlikte
kullanılan tuzun özelliği renk ve boya kalitesini de etkileyerek, elde
edilen tekstil ürününün kalitesinde doğrudan belirleyici olmaktadır.
Boyama işleminde kullanılan tuzda aranan en önemli özellik tuzun sertlik
derecesidir. Kaliteli bir boyama işlemi için kullanılacak tuzun sertliğinin
mümkün olduğunca düşük olması gerekmektedir. Soruşturma kapsamında sektörde
faaliyet gösteren firmalardan elde edilen bilgilere göre tuz kullanımının,
iplik boyama faaliyetinin maliyet unsurları içerisinde ortalama % 2,5
oranında bir payı bulunmaktadır.
Kimya sektöründe başta
klor üretimi olmak üzere, kostik, hidrojen, sodyum hidroksit, sodyum
karbonat gibi maddelerin üretiminde tuz önemli yer tutmaktadır. Başvuru
kapsamında yer alan ve yukarıda tanımlanan tuz çeşitlerinin tümü klor
üretiminde kullanılabilmekle beraber, kaynağı ne olursa olsun(kaya, göl
veya deniz) ham(yıkama işleminden geçmemiş) tuzun Türkiye’de üretim yapan
klor-alkali tesislerinde kullanılabilmesi için mutlaka yıkama işleminden
geçirilmesi gerekmektedir.
Soruşturma kapsamı kaya
tuzu, tuzla tuzu, ve deniz tuzu, gıda sanayiinde rafine sofra tuzu ve
rafine gıda sanayii tuzu üretiminde kullanılmaya uygundur. Türkiye’de gıda
sanayiine yönelik rafine tuz üretimi yapan firmalar çoğunlukla yerli üretim
tuz kullanmakta, Türkiye’de üretilen kaya tuzu, tuzla tuzu ve deniz tuzunu
rafinasyon ve diğer işlemlerden geçirmektedirler.
Bunların dışında
karayolları kar mücadelesi de tuzun temel tüketim alanlarından birisidir.
Buzlanmayı önleyici tuzun kalitesinin, diğer sektörlerde vurgulandığı
ölçüde yüksek olması gerekmediğinden (TC Karayolları Genel Müdürlüğü’nün
belirlediği limit değerlere göre tuz miktarının en az %95, rutubet
miktarının en çok %3, suda çözünmeyen madde miktarının ise en çok %1 olması
yeterlidir.) Türkiye’de üretilen tuz, kar mücadelesinde kullanılmaya
elverişli özellikler taşımaktadır.
Yapılan incelemeler
neticesinde soruşturma konusu tuzların genel olarak, yurt içinde
üretilenleri ile ithal edilenlerinin teknik ve kimyasal özellikleri,
çeşitleri, dağıtım kanalları ve kullanım alanları itibariyle esaslı bir
farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öte yandan, şikayete konu gümrük
tarife istatistik pozisyonunda yer alan tuzlar işlev bakımından temel
olarak aynı amaçla kullanılsalar da şikayetin daha ziyade göreceli olarak
düşük kalitedeki tuzlara yönelik olduğu; benzer veya doğrudan rakip mal
değerlendirmesinde bu ürünlerin fiyat kriteri ile ayrıştırılabileceği
anlaşılmıştır.
3.
İTHALATIN DEĞERLENDİRİLMESİ
3.1
İthalatın seyri
|
İthalat
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
Miktar (Ton)
|
25.733
|
11.072
|
78.051
|
198.633
|
306.882
|
332.985
|
|
Endeks
|
100
|
43
|
303
|
772
|
1.193
|
1.294
|
2000
yılında 25.733 ton düzeyinde gerçekleşen ithalat, 2001 yılında düşüş
göstererek 11.072 ton seviyesine gerilemiştir. 2002 yılından itibaren
sürekli olarak artış gösteren ithalat, 2002-2005 yılları arasında yıllık
bazda sırasıyla % 605, % 155, % 55 ve % 9 artış kaydederek 2005 yılında
332.985 ton olarak gerçekleşmiştir. İthalat endeksinin, 2001 yılında 43’e
düşmesine karşın sürekli artarak 2005 yılında 1.294’e yükselmesi ithalatta
mutlak artış gerçekleştiğini göstermektedir.
3.2
İthalat birim fiyatı
|
İthal Birim Fiyatı (ABD Doları/Ton)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
166
|
179
|
35
|
35
|
31
|
27
|
2000
yılında 166 ABD Doları/Ton olarak gerçekleşen ağırlıklı ortalama CIF ithal
birim fiyatı, 2001 yılında 179 ABD Doları/Ton değerine ulaşmış, sonrasında
ise 2002 yılından itibaren sürekli olarak düşüş göstererek 2005 yılında 27
ABD Doları/Ton olarak gerçekleşmiştir.
3.3
İthalatın piyasa payı
|
İthalatın Piyasa Payı (Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
48
|
264
|
657
|
1.015
|
1.398
|
İthalatın
yurtiçi piyasada aldığı pay -2001 yılı hariç- sürekli olarak artış
göstermiş; 2000 yılında 100 olan endeks, 2005 yılında 1.398’e yükselmiş
olup, soruşturma konusu dönem içerisinde ithalatın piyasa payı yaklaşık 14
kat artış kaydetmiştir.
3.4
İthalatın yerli üretime oranı
|
İthalat/Yerli üretim (Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
47
|
270
|
706
|
1.146
|
1.664
|
İthalatın
yerli üretime oranı soruşturma konusu dönem boyunca -2001 yılı hariç-
sürekli olarak artış göstermiş; 2000 yılında 100 olan endeks, 2005 yılında
1.664’e yükselmiştir. Bu veriler ışığında, soruşturma konusu dönem için
mutlak artışın yanında nispi artış yaşandığı da tespit edilmektedir.
4.
ÖNGÖRÜLMEYEN GELİŞME
4.1
Döviz kuru
Yeni
Türk Lirası’nın (YTL) on dokuz ülke parasına göre hesaplanmış reel efektif kur endeksi (1995=100) aşağıda
sunulmaktadır.
|
Reel Döviz Kuru
(1995=100)
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
116,3
|
125,4
|
140,6
|
143,2
|
171,3
|
Kaynak : TCMB
Fiyat
endeksi olarak tüketici fiyatlarının kullanıldığı endeksteki artışlar YTL’deki değerlenmeyi göstermektedir. Buna göre, YTL,
2001 yılından itibaren yıllık olarak sırasıyla % 8, % 12, % 2 ve % 20
oranlarında reel değer kazancı yaşamıştır. Diğer
bir ifadeyle, YTL, 2005 yılında 2001 yılına göre % 47 oranında reel olarak daha değerli bir seviyeye gelmiştir. Bu
itibarla, ulusal para biriminde yaşanan değerlenme, ithalat artışına yol
açan en önemli öngörülmeyen gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır.
4.2
Ham petrol fiyatları
Ham
petrol fiyatlarının son yıllarda sürekli olarak artış göstermesi, bir başka
öngörülmeyen gelişme olarak karşımıza çıkmaktadır. Soruşturma konusu
dönemde yıl sonu dünya fiyatlarına bakıldığında, fiyatların 2000-2005
yıllarında, sırasıyla 20,95; 18,24; 28,95; 28,13;
33,05 ve 51,73 ABD Doları/varil olarak gerçekleştiği görülmektedir. Bu
rakamlara göre 2000-2005 yılları arasında ham petrol fiyatı % 150’nin
üzerinde artış göstermiştir. Karayolu taşımacılık maliyeti, Türkiye
piyasasında yerli tuzun kullanıcıya maliyetinin önemli bölümünü oluşturan
bir unsur olup, tuz tüketicilerinin ithal tuza yönelme kararında
belirleyici olmaktadır. Bu çerçevede son yıllarda petrol fiyatlarında
görülen artış, nakliye fiyatlarını doğrudan etkileyerek ithal tuz
karşısında, Türkiye’de üretilen tuzun fiyat dezavantajı taşımasına neden
olmuştur. Hem Türkiye tuz ithalatının ve hem de ham petrol fiyatlarının
ciddi oranda artış sürecine girmesinin 2003 yılı sonrasında olduğuna dikkat
edilirse, bu iki gösterge arasında belirgin bir ilişki olduğu ortaya
çıkmaktadır.
5.
CİDDİ ZARAR VE CİDDİ ZARAR
TEHDİDİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ciddi
zarar ve ciddi zarar tehdidi incelemesinde kullanılan yerli üretime ilişkin
bilgiler, korunma önlemi başvurusu kapsamında bilgi sunan ve yerli üretimin
önemli kısmını temsil eden yerli üreticinin bilgilerine dayanmaktadır.
5.1
Üretim
|
Üretim
(Ton-Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
91
|
112
|
109
|
104
|
78
|
Yerli
üretim endeksi (2000=100) 2001 yılındaki düşüşün ardından 2002 yılında
112’ye yükselmiş, sonraki yıllarda ise sürekli olarak azalarak 2005 yılında
78’e inmiştir. 2004-2005 yılları
arasında üretim miktarındaki azalma %25 oranında gerçekleşmiştir.
5.2
Yurtiçi satışlar
|
Yurtiçi Satışlar
(Ton-Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
105
|
120
|
107
|
106
|
97
|
Yurtiçi
satış endeksi (2000=100) 2000-2002 yılları arasında artış göstermesine
karşın, 2002 yılından sonra düşüşe geçmiştir. 2005 yılında yurtiçi
satışlar 2002 yılına
(120) göre %19 oranında
azalarak 97’ye inmiştir.
5.3
Kapasite
ve kapasite kullanım oranı (KKO)
|
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
Kapasite
(Ton-Endeks)
|
100
|
100
|
112
|
112
|
112
|
112
|
|
Kapasite Kullanım
Oranı (%-Endeks)
|
100
|
91
|
101
|
98
|
93
|
69
|
2000 ve 2001 yıllarında 100 olan kapasite endeksi,
yerli üreticinin kapasite artırımına gitmesiyle 2002’de 112’ye çıkmış,
sonraki yıllarda da aynı seviyede kalmıştır.
Üretim verilerine paralel olarak kapasite kullanım
oranı (2000=100) 2001 yılında azalmış, 2002 yılında ise artmıştır. 2002
yılından sonra sürekli olarak azalan kapasite kullanım oranı endeksi,
2002-2005 yılları arasında 101’den 69’ düşmüştür. Özellikle 2005 yılında düşüş,
bir önceki yıla göre % 25 oranında gerçekleşmiştir.
5.4
Stoklar
|
Stoklar
(Ton-Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
87
|
80
|
82
|
80
|
65
|
Yerli
üreticinin dönem sonu stok endeksi (2000=100) 2002 yılında 80 seviyesine
gerilemiş, 2003 ve 2004 yıllarında sırasıyla 82 ve 80 olarak
gerçekleşmiştir. 2005’te ise stoklar 65 seviyesine inmiştir. İthalat
artışının doğurduğu piyasa koşullarında yerli üreticinin 2005 yılında
üretimini % 25 oranında düşürmek zorunda kalması, satışların belli ölçüde
stoklardan karşılanması zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. Bu nedenle,
2005 yılı dönem sonu stoklarında görülen azalma, temel olarak üretim
düşüşünden kaynaklanmaktadır.
5.5
İstihdam
|
İstihdam
(Kişi-Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
93
|
97
|
76
|
74
|
63
|
Soruşturma
konusu dönemde istihdam endeksi -2002 yılı hariç- sürekli olarak azalmış,
2000 yılında 100 olan endeks, 2005 yılında soruşturma kapsamı dönemin en
düşük değerine ulaşarak 63’e düşmüştür.
5.6
Verimlilik
|
Verimlilik (Ton/kişi)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
2.071
|
2.008
|
2.403
|
2.975
|
2.898
|
2.544
|
İstihdam
edilen direkt işçi sayısı ve üretim miktarına göre hesaplanan verimlilik
rakamı incelendiğinde, 2001 yılında düşüş gösteren verimliliğin 2002 ve
2003 yıllarında yükseldiği, ancak 2004 ve 2005 yıllarında tekrar azaldığı
görülmektedir. 2004 yılında 2.898 seviyesinde gerçekleşen verimlilik 2005
yılında 2.544’e düşmüştür. 2005 yılında istihdam edilen direkt işçi
sayısındaki azalmaya karşın, üretimin daha büyük oranlarda düşmesi, söz
konusu verimlilik düşüşüne yol açmıştır.
5.7
Kârlılık
|
Kârlılık (%)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
0,89
|
0,41
|
0,68
|
0,16
|
3,97
|
-10,19
|
Vergi
öncesi kârın net ciroya oranı alınarak hesaplanan kârlılık oranları
2000-2003 yılları arasında %1’in altında kalmıştır. 2004 yılında %4’e yakın
bir kârlılık oranı sağlanmasına karşın, 2005 yılında düşen üretim ve
yurtiçi satış rakamları, 2005 yılında % 10’un üzerinde bir zararı
beraberinde getirmiştir.
5.8
Piyasa payı
|
Yerli Üretimin Piyasa Payı (%-Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
101
|
98
|
93
|
89
|
84
|
Yerli
üretimin piyasa payı endeksi (2000=100) 2001 yılında 101’e çıkmış, sonraki
yıllarda ise sürekli olarak düşüş göstermiştir. Özellikle 2002 yılı
sonrasında, artan ithalat karşısında yerli üretimin piyasadan aldığı pay
azalırken endeks 2005 yılında 84’e düşmüştür.
5.9
Fiyat kırılması
|
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
Benzer ve rakip yerli ürünün tüketiciye maliyeti (YTL/Ton)
|
16
|
27
|
36
|
44
|
48
|
52
|
|
Şikayet konusu ithal ürünün tüketiciye maliyeti (YTL/Ton)
|
-
|
-
|
54
|
53
|
46
|
38
|
|
Fiyat Kırılması
(Yüzde)
|
-
|
-
|
-
|
-
|
3
|
28
|
Şikayet
konusu ithal mal ile Türkiye’de üretilen benzer ve rakip malın fiyatları,
“tüketiciye maliyeti” yönünden karşılaştırıldığında, 2004 ve 2005
yıllarında fiyat kırılmasına rastlanmaktadır. Şikayet konusu ithal mal,
yerli üreticilerin yurt içi satış fiyatlarını 2004 yılında % 3, 2005
yılında % 28 oranında kırmıştır. Yerli ürünün fiyatları sürekli olarak
artarken, ithal ürünün YTL cinsinden fiyatlarının sürekli olarak düşmesi,
söz konusu fiyat kırılmasını beraberinde getirmiştir.
6.
NEDENSELLİK İLİŞKİSİNİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Soruşturma
konusu ürünün ithalat verileri ile yerli üretim göstergeleri birlikte
değerlendirildiğinde, üretim göstergelerindeki bozulmanın ithalat
artışından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
6.1
Yurtdışı satışlar
|
Yurtdışı satışlar (Ton-Endeks)
|
2000
|
2001
|
2002
|
2003
|
2004
|
2005
|
|
100
|
37
|
85
|
124
|
49
|
49
|
Yerli
üreticinin yurtdışı satışları 2000-2005 yılları arasında dalgalı bir seyir
izlemekle birlikte, 2000 yılında 100 olan endeks 2003 yılında en yüksek
seviyesine çıkarak 124 olmuş, sonraki yıllarda ise azalarak 2005 yılında
49’a düşmüştür. Yurtdışı satışların toplam satışlar içerisinde % 1’lik bir
paya sahip olduğu dikkate alındığında, yurtdışı satışlarda görülen söz
konusu düşüşün, yerli üreticinin üretim ve kârlılık göstergeleri üzerinde
kayda değer bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
6.2
Diğer
İthalat
ve yerli üretim verileri incelendiğinde soruşturma konusu malın yurtiçi
tüketiminde belirgin bir düşüş olmadığı görülmekte; yerli sektörün üretim
kapasitesinin iç piyasa talebini aşan boyutta olmadığı anlaşılmaktadır.
Şikayet konusu mala ilişkin olarak, alternatif ürünlerin geliştirilmiş
olması söz konusu değildir. Soruşturma konusu dönemde iç piyasada yerli
üreticiler arasındaki rekabette bir artış söz konusu olmamıştır. Yerli
üreticinin mali tablolarının incelenmesinden, yeni yatırımlardan
kaynaklanan yüksek değerde amortisman giderlerinin olmadığı ve çalışma
sermayesi darlığının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca soruşturma konusu
dönemde tüketici tercihlerindeki değişiklikler, soruşturma konusu malın
cins, kalite, nitelik gibi özelliklerinden kaynaklanmayıp temel olarak
maliyet unsurlarına dayanmaktadır.
Yukarıda
belirtilen faktörler değerlendirildiğinde, şikayet konusu malın artan
ithalatı dışında ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidine neden olabilecek
diğer faktörlerin etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
7.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Şikayet
konusu ürünün ithalatı soruşturma konusu dönem boyunca sürekli olarak
artarak 2005 yılında 332.985 tona ulaşmıştır. Bu değer 2004 yılına göre
%8,5 artışa işaret ederken 2000-2005 yılları arasında ithalat yaklaşık %
1200 yükselme göstermiştir. Soruşturma konusu dönem içerisinde bir yandan YTL’nin döviz karşısında değerlenmesi, diğer yandan da
ham petrol fiyatlarında görülen yükselme, ithal ürünlerin daha çok tercih
edilmesine yol açan öngörülmeyen gelişmeler olarak değerlendirilmektedir.
Aynı
süreçte yerli üretime ilişkin göstergeler olumsuzlaşmış; üretim, kapasite
kullanım oranı, yurtiçi satışlar, istihdam ve yerli üretimin piyasa payında
önemli düşüşler gerçekleşmiştir. Yerli üreticiler, üretim göstergelerinin
bozulması neticesinde, 2005’te yılı % 10,19 oranında zararla kapatmıştır.
Şikayet konusu ithal ürün ile Türkiye’de üretilen benzer ve rakip ürünün
fiyatları kıyaslandığında, ithal tuzun Türkiye’de üretilen tuzun
fiyatlarını 2004 yılında %3, 2005 yılında % 28 oranında kırdığı tespit
edilmiştir.
Diğer
faktörlerin söz konusu bozulma üzerinde etkisi olmadığından hareketle,
ithalatın seyrinin ve gerçekleşme koşullarının yerli üretim üzerinde ciddi
zarar ve ciddi zarar tehdidine yol açtığı tespit edilmiştir.
|