İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK
İTHALATTA HAKSIZ REKABETİN
ÖNLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK
Resmi
Gazete: 30.10.1999-23861
BİRİNCİ KISIM
Amaç, Kapsam,
Dayanak, Tanımlar
Amaç :
Madde 1 - Bu Yönetmelik, ithalatta haksız rekabet hallerinden dampinge veya
sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının
korunması amacıyla hazırlanmıştır.
Kapsam :
Madde 2 - Bu Yönetmelik, ithalatta haksız rekabet hallerinden dampinge
veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim
dalının korunması için yapılacak işlemleri ve alınacak önlemleri kapsar.
Dayanak :
Madde 3 - Bu Yönetmelik, 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar :
Madde 4 - Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden;
a) Damping: Bir malın Türkiye'ye ihraç
fiyatının, benzer malın normal değerinin altında olmasını,
b) Sübvansiyon: Menşe veya ihracatçı ülkenin
fayda sağlayan, doğrudan veya dolaylı mali katkısını veya GATT 1994'ün XVI ncı maddesi çerçevesinde herhangi bir gelir veya fiyat
desteğini,
c) İhraç Fiyatı: İhraç amacıyla satılan mal
için fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken fiyatı,
d) Benzer Mal : Dampinge veya sübvansiyona
konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir malı, böyle bir malın bulunmaması
halinde ise benzer özellikleri taşıyan başka bir malı,
e) Normal Değer :
1) İhracatçı veya menşe ülkede tüketime konu
olan benzer mal için normal ticari işlemler sonucunda fiilen ödenmiş olan veya
ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyatı,
2) İhracatçı ülke veya menşe ülkenin iç
piyasasında normal ticari işlemler çerçevesinde benzer malın satışlarının
olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli
bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye ihracatında temsil
niteliğini haiz karşılaştırılabilir fiyatı veya menşe ülkedeki maliyetine makul
bir kâr marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyatı,
f) Damping Marjı: Normal değerin ihraç
fiyatını aştığı miktarı,
g) Sübvansiyon Miktarı: Menşe veya ihracatçı
ülke tarafından ihraç edilen malın imal, üretim, ihracat veya taşınma
aşamasında sağlanan, doğrudan veya dolaylı mali katkı veya GATT 1994'ün XVI ncı maddesi çerçevesinde herhangi bir gelir veya fiyat
desteği şeklindeki faydaların tutarını,
h) Zarar: Bir üretim dalındaki maddi zararı,
maddi zarar tehdidini veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki olarak
gecikmesini,
i) Önlemlerin Etkisiz Kılınması:
1) Yürürlükteki
dampinge karşı vergi veya telafi edici vergiden kaçınma dışında yeterli bir haklı
nedeni veya ekonomik gerekçesi bulunmayan bir uygulama, işlem veya iş
sonucunda, Türkiye ile üçüncü bir ülke veya Türkiye ile önleme konu ülke veya
Türkiye ile önleme konu ülkedeki firmalar arasındaki ticaretin gerçekleştirilme
şeklinde bir değişikliğin meydana geldiğine ve yürürlükteki dampinge karşı
vergi veya telafi edici verginin iyileştirici etkisinin azaltıldığına veya
bertaraf edildiğine dair delillerin bulunduğu halleri,
2) İhraç fiyatlarını düşürmek suretiyle;
dampinge karşı verginin, önlem konusu ithal malların Türkiye pazarındaki satış
fiyatları üzerindeki beklenen etkisinin azaltıldığına veya ortadan
kaldırıldığına ve böylece kesin önlemin yerli sanayi üzerindeki zararın
giderilmesine yönelik iyileştirici etkisinin zaafa uğratıldığına dair
delillerin bulunduğu halleri,
j) Bakanlık: Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın
bağlı olduğu Bakanlığı,
k) Genel Müdürlük: İthalat Genel Müdürlüğünü,
l) Kurul: İthalatta Haksız Rekabeti
Değerlendirme Kurulunu,
m) GATT 1994: Gümrük Tarifeleri ve Ticaret
Genel Anlaşması 1994'ü,
n) GATT 1994'ün VI ncı
Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma: 26/1/1995 tarihli ve 4067 sayılı
Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 3/2/1995 tarihli ve 95/6525 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması Ek
1'de yer alan Anlaşmayı,
o) Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Tedbirler
Anlaşması: 26/1/1995 tarihli ve 4067 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan
ve 3/2/1995 tarihli ve 95/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Dünya
Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması Ek 1'de yer alan Anlaşmayı,
ifade eder.
İKİNCİ
KISIM
Dampingin Tespiti
BİRİNCİ
BÖLÜM
Normal Değer
Normal değerin belirlenmesi :
Madde 5 - Normal değer, ihracatçı ülke veya menşe ülkede tüketime konu
olan benzer mal için normal ticari işlemler çerçevesinde bağımsız alıcılar
tarafından fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyattır.
Ancak, ihracatçının ihraç ülkesi iç
piyasasında benzer malı üretmediği ya da satmadığı hallerde, normal değer,
diğer satıcı veya üreticilerin fiyatları esas alınarak hesaplanabilir.
Aralarında bir ortaklık ilişkisi veya telafi
edici düzenleme bulunan taraflar arasındaki satışlarda uygulanan fiyatlar,
fiyatların bu ilişkiden etkilenmediği kanıtlanmadıkça, normal ticari işlem
kabul edilmeyebilir ve normal değerin hesaplanmasında göz önüne alınmayabilir.
İhracatçı ülke iç piyasasında benzer malın
normal ticari işlemler içinde satışının bulunmadığı veya benzer mal
satışlarının hacminin düşük olması veya ihracatçı ülke piyasasının özel durumu
nedeniyle bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli
bulunmadığı hallerde; benzer malın menşe ülkedeki imalat maliyetine genel,
idari ve satış giderleri ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer
veya benzer malın uygun bir üçüncü ülkeye ihracatında temsil niteliğini taşıyan
karşılaştırılabilir fiyat, normal değer olarak kabul edilir.
Benzer mal satışlarının hacmi açısından;
ihracatçı ülkenin iç piyasasında tüketime konu olan benzer mal satışları, bu
satışların söz konusu malın Türkiye'ye satışlarının % 5 veya daha fazlasını
oluşturması halinde, normal değerin tespit edilmesi için yeterli miktarda
sayılır. Ancak, satış miktarının uygun bir karşılaştırma yapılabilmesi için
yeterli büyüklükte olduğu tespit edildiği takdirde, daha düşük bir oran da
kabul edilebilir.
Benzer malın ihracatçı ülkenin iç piyasasında
veya üçüncü bir ülkeye ihracatında, birim imalat maliyetine genel, idari ve
satış giderlerinin eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük bir fiyatla
satıldığı hallerde; bu satışlar, fiyatları nedeniyle, normal ticari işlemler
içinde gerçekleşmiş olarak kabul edilmeyebilir ve uzun bir dönem süresince
büyük miktarlarda yapıldığının ve satış fiyatlarının makul bir süre içinde tüm
maliyetleri karşılamayacağının tespit edilmesi halinde, bu satışlar normal
değerin tespitinde göz önüne alınmayabilir. Satış tarihinde birim maliyetin
altında olan fiyatlar, soruşturma döneminde ağırlıklı ortalama birim maliyetin
üstünde ise bu fiyatların makul bir süre içinde maliyeti karşıladığı kabul
edilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen uzun bir zaman süreci,
altı aydan az olmamak kaydıyla, normalde bir yıllık bir süreyi ifade eder.
Normal değerin tespiti amacıyla incelenen işlemlerin ağırlıklı ortalama satış
fiyatlarının, ağırlıklı ortalama birim maliyetlerin altında olduğu veya birim
maliyetin altındaki satışların hacminin normal değerin tespiti amacıyla
incelenen işlemlerdeki satış hacminin en az %20'si kadar olduğu hallerde ise,
birim maliyetin altındaki satışların büyük miktarlarda yapıldığı kabul edilir.
Maliyet ve kâr :
Madde 6 - Maliyetler normal olarak, kayıtların ihracatçı ülkede genel
kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun olması ve incelenmekte olan ürünün
üretim ve satışı ile ilgili maliyetleri makul ölçüde yansıtması kaydıyla, soruşturmaya
konu olan ihracatçı veya üretici tarafından tutulan kayıtlar esas alınarak
hesaplanır.
Üretici veya ihracatçının, maliyetlerin
dağıtımı ile ilgili olarak sunacağı deliller, uygulaya geldikleri maliyet
dağıtımı esasları çerçevesinde olması kaydıyla, dikkate alınır. Daha uygun bir
yöntemin bulunmaması halinde, ciroya dayalı maliyet dağıtımı tercih edilir.
Satış giderleri, genel ve idari giderler ile
kârın belirlenmesinde, soruşturmaya konu olan üretici veya ihracatçının normal
ticari işlemler çerçevesinde yaptığı benzer mal üretimi ve benzer mal
satışlarına ilişkin giderler ve kâr esas alınır. Satış giderleri, genel ve
idari giderler ile kâr bu çerçevede belirlenemez ise;
a) Söz konusu üretici veya ihracatçının aynı
genel kategoride yer alan mallarının menşe ülke iç piyasasındaki üretim ve
satışlarına ilişkin gider ve kârları, veya
b) Soruşturmaya konu olan diğer üretici veya
ihracatçıların benzer malın menşe ülkenin iç piyasasında üretimi ve satışına
ilişkin gider ve kârlarının ağırlıklı ortalaması, veya
c) Belirlenen kârın aynı genel kategoride yer
alan malların başka üretici veya ihracatçılar tarafından menşe ülke iç piyasa
satışlarında normal olarak gerçekleştirilen kârı aşmaması koşuluyla, makul bir
başka yöntem,
esas alınır.
Piyasa ekonomisi uygulamayan
ülkeler :
Madde 7 - Piyasa ekonomisi uygulamayan ülkelerden yapılan ithalatta
normal değer aşağıdaki esaslardan biri göz önüne alınarak hesaplanır:
a) Piyasa ekonomisinin uygulandığı üçüncü bir
ülkenin iç piyasasında tüketime konu olan benzer mal için fiilen ödenmiş veya
ödenmesi gereken fiyat, veya
b) Piyasa ekonomisinin uygulandığı üçüncü bir
ülkeden, Türkiye dahil, diğer ülkelere ihraç fiyatı, veya
c) Piyasa ekonomisinin uygulandığı üçüncü bir
ülkedeki benzer malın birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderleri
ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer, veya
d) Türkiye’de
benzer mal için fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken fiyat veya
Türkiye’de benzer malın birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderleri
ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer veya makul diğer bir yöntem.
Normal değerin tespitinde diğer haller :
Madde 8 - Malın menşe ülkeden doğrudan ithal edilmeyip aracı bir
ülkeden ithal edilmesi durumunda normal değer, ihracatçı ülkenin iç piyasasında
benzer mal için fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir
fiyattır.
Malın ihracatçı ülkeden yalnızca transit
olarak yüklenmesi, ihracatçı ülkede üretilmemesi veya bu mal için ihracatçı
ülkede karşılaştırılabilir fiyatın bulunmaması gibi hallerde, normal değerin
belirlenmesinde menşe ülkedeki fiyat esas alınır.
İKİNCİ BÖLÜM
İhraç Fiyatı
İhraç fiyatının belirlenmesi :
Madde 9 - İhraç fiyatı, ihraç amacıyla satılan mal için fiilen ödenmiş
olan veya ödenmesi gereken fiyattır.
İhraç fiyatının bulunmadığı hallerde veya
ihracatçı ile ithalatçı ya da da üçüncü bir taraf
arasında ortaklık veya telafi edici bir düzenleme bulunması nedeniyle ihraç
fiyatının güvenilir olmadığı durumlarda; ihraç fiyatı, bağımsız ilk alıcıya
yeniden satış fiyatı esas alınarak oluşturulabilir. Mal bağımsız bir alıcıya
yeniden satılmamışsa veya ithal edildiği vasıf ve şartlarda yeniden
satılmamışsa, ihraç fiyatı, makul herhangi bir temele dayanarak
oluşturulabilir.
Böyle durumlarda, ithalat ile yeniden satış
arasında gerçekleşen tüm gider ve kârlar hesaba katılır. Bu kapsamda özellikle;
mutat taşıma, sigorta, muamele ve yükleme giderleri ile ek giderler; ithalat
veya malların satışı nedeniyle ithalatçı ülkede ödenmesi gereken gümrük
vergileri ve diğer vergiler ile ek mali yükümlülükler; satış, genel ve idari
giderler ve kârlar dikkate alınır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Karşılaştırma ve Damping Marjı
Adil karşılaştırma :
Madde 10 - İhraç fiyatı ile normal değer arasında adil bir karşılaştırma
yapılmasını teminen bu karşılaştırma, aynı ticari
aşamada, tercihen fabrika çıkış aşamasında ve mümkün olduğu kadar yakın
tarihler dikkate alınarak yapılır.
Fiyat karşılaştırmasında; satış şartları,
vergilendirme, ticari aşamalar, miktarlar ve fiziksel özelliklerdeki
farklılıklar ile karşılaştırmayı etkileyen diğer farklılıklar göz önüne alınır.
Söz konusu farklılıkların dikkate alınmasına ilişkin
olarak yöneltilecek taleplerin, ilgili taraflarca, destekleyici delillerle
birlikte sunulması gerekmektedir.
Damping marjı :
Madde 11 - Damping marjı, normal değer ve ihraç fiyatının, ağırlıklı
ortalama veya işlem bazında karşılaştırılması suretiyle hesaplanır. Ancak,
ihraç fiyatlarının farklı alıcı, bölge veya dönemler arasında önemli ölçüde
değişkenlik göstermesi ve ağırlıklı ortalama ya da işlem bazında karşılaştırma
ile dampingin büyüklüğünün tam olarak belirlenememesi halinde, ağırlıklı
ortalama normal değer işlem bazında ihraç fiyatı ile karşılaştırılabilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Sübvansiyonun
Tespiti
Sübvansiyon kavramı :
Madde 12 - Menşe veya ihracatçı ülkenin fayda sağlayan, doğrudan veya
dolaylı mali katkısı veya GATT 1994'ün XVI ncı
maddesi çerçevesinde herhangi bir gelir veya fiyat desteği sübvansiyon olarak
kabul edilir.
Sübvansiyona konu olan ithalata karşı önlem
alınabilmesi için sübvansiyonun, Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Tedbirler
Anlaşması'nın 3 üncü maddesinde belirtilen yasak sübvansiyonlardan olması ya da
2 nci maddesi çerçevesinde bir firma/firma grubu veya
bir üretim dalı/üretim dalı grubuna yönelik olduğunun tespit edilmiş olması ve
aynı Anlaşmanın 8 inci maddesinde yer alan önlem alınamayan sübvansiyonlardan
olmaması gerekir.
Önlem uygulanabilir sübvansiyon miktarının
hesaplanması :
Madde 13 - Önlem uygulanabilir sübvansiyon miktarı, alıcıya soruşturma
döneminde sağlandığı tespit edilen fayda esasında hesaplanır. Normal olarak bu
dönem sübvansiyondan yararlanan tarafın en son muhasebe dönemidir. Ancak,
güvenilir mali ve diğer bilgilerin bulunması halinde, soruşturmanın
başlatılmasından önceki döneme ait en az 6 aylık bir dönem de olabilir.
Alıcıya sağlanan faydanın hesaplanması :
Madde 14 - Alıcıya sağlanan faydanın hesaplanmasında aşağıdaki kurallar
geçerli olacaktır:
a) Devletin öz sermaye temin etmesi,
yatırımın menşe veya ihracatçı ülkedeki özel yatırımcıların olağan yatırım
uygulamasına (risk sermayesi sağlanması da dahil) uygun olmadığı belirlenmediği
sürece fayda sağlama olarak kabul edilmez.
b) Devletin sağladığı bir kredi, krediyi alan
firmanın bu kredi için ödediği miktarla piyasadan fiilen elde edebileceği
karşılaştırılabilir bir ticari kredi için ödeyeceği miktar arasında fark
olmaması halinde fayda sağlama olarak kabul edilmez. Aksi halde fayda iki
miktar arasındaki farktır.
c) Devletin sağladığı bir kredi garantisi,
garantiyi alan firmanın, devlet tarafından garanti edilen krediye ödediği
miktarla, devlet garantisi olmayan karşılaştırılabilir bir ticari krediye
ödeyeceği miktar arasında fark olmaması halinde, fayda sağlama olarak kabul
edilmez. Aksi halde fayda, masraflardaki farklılıkların düzeltildiği bu iki miktar
arasındaki farktır.
d) Devletin mal veya hizmet temini veya mal
satın alması, temin gereğinden daha az bir ödemeye karşılık yapılmamışsa veya
satın alma gereğinden daha fazla bir ödeme ile gerçekleştirilmemişse, fayda
sağlama olarak kabul edilmez. Ödemenin yeterliliği, temin veya satın almanın
gerçekleştiği ülkedeki söz konusu mal veya hizmetin mevcut piyasa şartlarına
(fiyat, kalite, bulunabilirlik, pazarlanabilirlik, taşıma ve diğer satın alma
veya satış şartları da dahil) göre belirlenir.
Hesaplamaya ilişkin genel hükümler :
Madde 15 - Önlem uygulanabilir sübvansiyon miktarı aşağıdaki hükümlere
göre belirlenir:
a) Önlem uygulanabilir sübvansiyon miktarı
Türkiye'ye ihraç edilen sübvansiyonlu malın birim miktarı başına hesaplanır. Bu
miktarın belirlenmesinde; sübvansiyondan yararlanabilmek için ödenen başvuru
harcı ve diğer masraflar ile ihraç vergileri ve malın Türkiye'ye ihracatında
sübvansiyonu azaltmak amacıyla alınan tüm mali yükümlülükler toplam sübvansiyon
miktarından indirilebilir. İndirim talebinde bulunan ilgili tarafın talebin
haklılığını kanıtlaması gerekir.
b) Sübvansiyonun imal edilen, üretilen, ihraç edilen
veya taşınan miktarlara göre verilmediği hallerde; önlem uygulanabilir
sübvansiyon miktarı, toplam sübvansiyon değerinin, soruşturma döneminde
soruşturma konusu malın üretim, satış veya ihracat seviyesine uygun bir şekilde
dağıtılması suretiyle belirlenir.
c) Sübvansiyonun sabit varlıkların
halihazırda veya gelecekte alınmasıyla ilişkilendirilebildiği hallerde; önlem
uygulanabilir sübvansiyon miktarı, bu varlıkların ilgili üretim dalında geçerli
olan normal amortisman süresine sübvansiyon değerinin yayılması suretiyle
hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan ve soruşturma dönemine atfedilebilen miktar,
bu dönemden önce alınan sabit varlıklara ilişkin miktar dahil olmak üzere, bu
maddenin (b) bendi hükümleri çerçevesinde dağıtılır.
Yıpranmayan varlıklar söz konusu olduğunda,
sübvansiyon faizsiz bir kredi olarak değerlendirilir ve bu Yönetmeliğin 14 üncü
maddesinin (b) bendi hükmü uyarınca ele alınır.
d) Sübvansiyonun sabit varlıkların
alınmasıyla ilişkilendirilemediği hallerde, soruşturma döneminde sağlanan fayda
miktarı, farklı bir döneme yansıtılmasını gerektiren özel durumlar
bulunmadıkça, ilke olarak, bu döneme yansıtılır ve bu maddenin (b) bendi
hükümleri çerçevesinde dağıtılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Zararın Tespiti
Zarar kavramı :
Madde 16 - Bir üretim dalında maddi zarar, maddi zarar tehdidi veya bir
üretim dalının kurulmasının fiziki olarak gecikmesi zarar olarak kabul edilir.
Zarar tespiti:
Madde 17 - Maddi zarar tespiti somut delillere dayanmalı ve dampingli veya
sübvansiyonlu ithalatın hacmi ve bu ithalatın iç piyasadaki benzer mal
fiyatları ile yerli üretim dalı üzerindeki etkilerinin nesnel incelemesini
içermelidir.
Dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın hacmi ile
ilgili olarak; bu ithalatta, mutlak anlamda veya Türkiye'deki üretim veya
tüketime oranla önemli ölçüde bir artış olup olmadığı incelenir. Dampingli veya
sübvansiyonlu ithalatın fiyatlar üzerindeki etkisi ile ilgili olarak, dampingli
veya sübvansiyonlu ithalatın fiyatlarının Türkiye'deki benzer malın fiyatının
önemli ölçüde altında kalıp kalmadığı veya bu ithalatın, önemli ölçüde,
fiyatları düşürücü ya da fiyat artışlarını engelleyici etki yaratıp yaratmadığı
incelenir. Bu etkenlerin biri veya birkaçı mutlaka belirleyici bir yargıya
temel teşkil etmeyebilir.
Bir ürünün birden fazla ülkeden ithalatının
eş zamanlı olarak soruşturmaya konu olması halinde, bu ithalatın etkileri toplu
olarak değerlendirilebilir. Böyle bir değerlendirme; her bir ülkeden yapılan
ithalat için damping marjı veya sübvansiyon miktarının ve ithalat miktarının
ihmal edilebilir oranlardan fazla olması ve ithal malların kendi aralarındaki
ve ithal mallarla yerli benzer mal arasındaki rekabet şartları bakımından, ithalatın
etkisinin toplu olarak değerlendirilmesinin uygun olduğunun belirlenmesi
halinde yapılabilir.
Dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın üretim
dalı üzerindeki etkisinin incelenmesi; satışlar, kârlar, üretim, piyasa payı,
verimlilik, yatırım hasılatı ve kapasite kullanımındaki fiili ve potansiyel
azalma; yurt içi fiyatları etkileyen unsurlar; damping marjının büyüklüğü;
nakit akışı, stoklar, istihdam, ücretler, büyüme, sermaye veya yatırımları
artırma yeteneği üzerindeki fiili veya potansiyel olumsuz etkiler dahil olmak
üzere, üretim dalının durumu ile ilgili tüm etkenleri ve göstergeleri kapsar.
Bu liste sınırlayıcı değildir ve bu etkenlerin biri veya birkaçı mutlaka
belirleyici bir yargıya temel teşkil etmeyebilir.
Dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın yerli
üretim dalına zarar verdiği hususu yukarıda yer alan faktörler çerçevesinde
ortaya konulmalıdır. Dampingli veya sübvansiyonlu ithalat ile yerli üretim
dalının maruz kaldığı zarar arasındaki nedensellik bağının mevcut delillere
dayandırılması gerekmektedir. Dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalat
dışındaki nedenlerden kaynaklanan zarar bu ithalata atfedilmemelidir. Bu açıdan
ilgili olabilecek etkenler; diğerlerinin yanı sıra, dampingli veya
sübvansiyonlu olmayan ithalatın hacmi ve fiyatları, talepteki daralma veya
tüketim kalıplarındaki değişmeler, yabancı ve yerli üreticilerin ticareti
kısıtlayıcı uygulamaları ve aralarındaki rekabet, teknolojideki gelişmeler ile
yerli üretim dalının ihracat performansı ve verimliliği gibi etkenleri kapsar.
Dampinge veya sübvansiyona konu olan
ithalatın üretim dalı üzerindeki etkisi; üretim süreci, satışlar ve kârlara
ilişkin bilgilerin benzer ürün için ayrı olarak elde edilebilmesi halinde bu
bilgilere dayanılarak tespit edilir.
Böyle bir tanımlamanın mümkün olmaması
halinde ise, dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın etkisi, hakkında bilgi
sağlanabilen ve benzer ürünü de kapsayan en dar mal grubu ya da yelpazesinin
üretiminin incelenmesi suretiyle yapılır.
Maddi zarar tehdidi; iddialara, tahminlere
veya uzak olasılıklara değil, maddi delillere dayandırılmalıdır. Dampingli veya
sübvansiyonlu ithalatın zarara neden olacağı bir ortamı yaratacak koşullardaki
değişiklikler açıkça öngörülebilir ve meydana gelmesi yakın olmalıdır. Maddi
zarar tehdidinin belirlenmesinde aşağıdaki etkenler dikkate alınır:
a) İthalatta büyük ölçüde artış ihtimalini
gösteren, iç piyasa dampingli veya sübvansiyonlu ithalatta önemli ölçüde bir
artış oranı,
b) İlave ihracatı emebilecek başka ihraç pazarlarının
da bulunduğu dikkate alınarak; Türkiye pazarına yönelik dampingli veya
sübvansiyonlu ihracatta önemli ölçüde artış ihtimalini gösteren, ihracatçının
yeterli ölçüde ve serbestçe elden çıkartılabilir bir kapasitesi bulunması veya
kapasitesinde gerçekleşmesi yakın önemli ölçüde bir artış olması,
c) İthalatın, yurt içi fiyatları önemli
ölçüde düşürecek veya bunların artışlarını engelleyecek ve ithalatta talebi
artırabilecek fiyatlarla yapılıp yapılmadığı,
d) Soruşturma konusu malın stokları,
e) Sübvansiyon soruşturmalarında; soruşturma
konusu sübvansiyonun niteliği ve yaratabileceği ticari etkiler.
Bu etkenlerden hiç biri tek başına kesin
biçimde belirleyici bir yargıya temel teşkil etmeyebilir. Bu faktörler bir
bütünlük içinde ele alındığında, daha fazla dampingli veya sübvansiyonlu
ihracat yapılmasının yakın ve muhakkak olduğu ve önlem alınmadığı takdirde,
maddi zarar meydana geleceği sonucunu doğurmalıdır.
BEŞİNCİ KISIM
Şikayet,
İnceleme ve Soruşturmanın Usul ve Esasları
BİRİNCİ BÖLÜM
Şikayet ve İnceleme
Yerli üretim dalı
Madde 18 - Yerli üretim dalı, benzer malın Türkiye'deki tüm
üreticilerini veya bu malın Türkiye üretiminin önemli bir bölümünü
gerçekleştiren üreticileri ifade eder.
Ancak; üreticilerin ihracatçılar veya ithalatçılarla
ilişkili bulunmaları veya kendilerinin dampinge veya sübvansiyona konu olduğu
iddia edilen malın ithalatçısı olmaları halinde, yerli üretim dalı,
üreticilerin geri kalan bölümünü ifade edebilir.
Üreticilerin ihracatçılar veya ithalatçılarla
ilişkili olduğu yalnızca aşağıdaki hallerde kabul edilecektir:
a) Biri doğrudan veya dolaylı olarak diğerini
kontrol ediyorsa, veya
b) Her ikisi doğrudan veya dolaylı olarak
üçüncü bir şahıs tarafından kontrol ediliyorsa, veya
c) Bu ilişkinin ilgili üreticinin ilişkili olmayan
üreticilerden farklı davranmasına neden olduğuna dair inandırıcı veya şüphe
uyandıran geçerli gerekçeler bulunması şartıyla, ikisi birlikte doğrudan veya
dolaylı olarak üçüncü bir şahsı kontrol ediyorlarsa.
Bu maddede belirtilen taraflardan biri, hukuken
veya işlevsel olarak, diğer taraf üzerinde kısıtlama uygulayacak veya diğerini
idare edecek bir konumda bulunuyor ise, bu tarafın diğerini kontrol ettiği
kabul edilir.
Şikayet ve inceleme :
Madde 19 - Damping veya sübvansiyona konu olan ithalattan maddi zarar
gördüğünü veya maddi zarar tehdidi altında bulunduğunu veya bu tür ithalatın
bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak geciktirdiğini iddia eden
üreticiler veya üretim dalı adına hareket eden gerçek veya tüzel kişi veya
kuruluşlar Genel Müdürlüğe yazılı olarak başvuruda bulunabilirler.
Şikayet, damping veya sübvansiyon, zarar ve
damping veya sübvansiyona konu olan ithalatla iddia edilen zarar arasındaki
nedensel ilişkiyi gösteren delilleri içermelidir. Yeterli delillerle
desteklenmeyen iddialar şikayet olarak değerlendirilmez.
Başvuruda, başvuru sahibinin makul olarak
temin edebileceği aşağıdaki bilgiler yer almalıdır:
a) Şikayette bulunanın kimliği ve ürettiği benzer
ürün miktarı ve değeri ile ilgili bir açıklama; başvuru üretim dalı adına yapıldığında,
başvuruda benzer ürünün bilinen bütün yerli üreticilerinin veya üretici
birliklerinin bir listesi, eğer mümkünse, bu üreticilerin faaliyet alanına
giren benzer ürünün yerli üretim hacmi ve değeri ile ilgili bir açıklama ve
adına başvuru yapılan üretim dalı,
b) Dampinge veya sübvansiyona konu olduğu
iddia edilen ürünün eksiksiz bir tanımı, söz konusu menşe veya ihracatçı
ülkenin veya ülkelerin adları, bilinen her ihracatçının veya yabancı üreticinin
kimliği ve söz konusu ürünün bilinen ithalatçılarının bir listesi,
c) Dampinge ilişkin başvurularda, menşe veya
ihracatçı ülke veya ülkelerin iç piyasalarında tüketilmek amacıyla satılan söz
konusu ürünün fiyatları ile ilgili bilgi (veya uygun ise, ürünün menşe veya
ihracatçı ülke veya ülkelerden üçüncü ülke veya ülkelere satış fiyatı veya
üretim maliyetine makul bir kârın eklenmesiyle tespit edilen fiyat ile ilgili
bilgi) ve ihraç fiyatları ile ilgili veya uygun ise, ürünün Türkiye'de bağımsız
bir alıcıya ilk kez yeniden satış fiyatları ile ilgili bilgi,
d) Sübvansiyona ilişkin başvurularda, söz
konusu sübvansiyonun varlığı, miktarı ve özelliği konusunda deliller,
e) İddia edilen zararın, damping veya
sübvansiyona konu ithalattan kaynaklandığına ilişkin deliller, (bu deliller,
damping veya sübvansiyona konu ithalatın hacminin gelişimi, bu ithalatın iç
piyasadaki benzer ürün fiyatları üzerindeki etkisi ve söz konusu ithalatın, bu
Yönetmeliğin 17 nci maddesinde yer alan faktör ve
endekslere dayanarak, yerli sanayi üzerindeki sonuçtaki etkisine ilişkin bilgileri
kapsamalıdır).
Yukarıdaki hususlar dikkate alınarak
hazırlanan rehber mahiyetteki örnek başvuru formu Genel Müdürlükten temin
edilebilir.
Şikayetin, üretim dalı tarafından veya üretim
dalı adına yapıldığının ve yeterli delilleri içerdiğinin anlaşılması halinde,
Genel Müdürlükçe inceleme başlatılır. Bu tarih, incelemenin başlangıç tarihi
sayılır. Şikayetin eksik olması halinde bu husus şikayette bulunan tarafa
bildirilir.
Genel Müdürlük, bir soruşturmanın
başlatılabilmesi için yeterli delil olup olmadığını belirlemek üzere, başvuru
beraberinde sunulan delillerin doğruluğunu ve yeterliliğini inceler.
İnceleme süresi içerisinde şikayetin geri
çekilmesi halinde, şikayet yapılmamış sayılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Soruşturma
Soruşturmanın açılması :
Madde 20 - Genel Müdürlük, şikayet üzerine veya re'sen
yapacağı incelemeyi azami 45 gün içinde tamamlayarak, soruşturma açılıp
açılmaması hususunda Kurula teklifte bulunur.
Soruşturma açılabilmesi için; şikayetin
üretim dalı tarafından veya üretim dalı adına yapıldığının tespit edilmesi ve
damping veya sübvansiyona konu olan ithalatın ve bu ithalattan kaynaklanan
zararın varlığı konusunda yeterli delillerin bulunması gerekir. Re'sen soruşturma açılabilmesi için de, 19 uncu maddede
tarif edildiği şekilde, damping veya sübvansiyona konu olan ithalatın ve bu
ithalattan kaynaklanan zararın varlığı konusunda yeterli delillerin bulunması
gerekir.
Bir şikayetin üretim dalı tarafından veya üretim
dalı adına yapılmış sayılabilmesi için; şikayeti destekleyen üreticilerin toplam
benzer mal üretiminin, şikayeti destekleyen üreticiler ile şikayete karşı çıkan
üreticilerin toplam benzer mal üretiminin % 50'sinden fazla olması ve toplam
Türkiye benzer mal üretiminin % 25'inden az olmaması gerekir. Üretici sayısının
çok fazla olduğu küçük parçalara bölünmüş sanayiler söz konusu olduğunda,
destek veya muhalefet derecesi istatistiki açıdan
geçerli örnekleme yöntemleri kullanılmak suretiyle belirlenebilir.
Damping marjı, sübvansiyon miktarı ya da
ithalat miktarının ihmal edilebilir düzeylerin altında olması halinde,
soruşturma açılmaz.
Kurulca soruşturma açılmasına karar verilmesi
halinde, konuya ilişkin olarak ilgili ülkeye bildirimde bulunulur ve Resmi
Gazete'de yayımlanacak bir tebliğ ile soruşturma başlatılır. Söz konusu
tebliğde; soruşturmanın başlangıç tarihi, soruşturma konusu mal, ihracatçı veya
menşe ülke, dampingli veya sübvansiyonlu ithalata ve bu ithalatın zarara neden
olduğu iddialarına ilişkin açıklamalar ile ilgili tarafların Genel Müdürlüğe
kendilerini bildirmeleri için tanınan süreye ilişkin bilgi yer alır.
Kurulun kararı soruşturma açılmaması yönünde
ise, durum şikayeti yapan tarafa bildirilir.
Soruşturma başlatılıncaya kadar başvuru
hakkında herhangi bir bilgi ifşa edilemez.
Bilgilerin toplanması ve doğrulanması :
Madde 21 - Soruşturma açılmasını takiben, soruşturma konusu malın
bilinen ithalatçılarına ve ihracatçılarına soru formları gönderilir.
Sübvansiyon soruşturmalarında, ihracatçı ülkeye de
soru formu gönderilir. Bu formların gönderildikleri tarihten itibaren bir hafta
içinde alındığı kabul edilir ve cevaplandırılmaları için 30 günlük süre
tanınır. Süresi içinde nedenleri belirtilerek müracaat edilmesi halinde bu
süre, soruşturmadaki süre kısıtları göz önüne alınmak kaydıyla, uzatılabilir.
Gerekli durumlarda, Genel Müdürlük,
soruşturmanın herhangi bir aşamasında, ilgili taraflardan soruşturmaya ilişkin
ek bilgi ve belgeler de isteyebilir.
Eldeki bilgilerin doğrulanması veya ek bilgi
sağlanması amacıyla, ilgili taraflar nezdinde
incelemeler yapılabilir. Yerinde doğrulama soruşturması, soruşturmaya konu
ihracatçı firmanın kabul etmesi, ilgili ülkeye bildirimde bulunulması ve bu
ülkenin itiraz etmemesi durumunda gerçekleştirilir.
Bilgilerin gizliliği :
Madde 22 - Bir damping veya sübvansiyon soruşturması çerçevesinde alınan
bilgiler, sadece edinilme amacı doğrultusunda kullanılır.
Açıklanması rakiplere önemli bir fayda
sağlayabilecek veya ifşa edilmesi bilgiyi temin eden şahıs veya bu şahsın
bilgileri elde ettiği şahıs üzerinde önemli ölçüde olumsuz etki yaratabilecek
nitelikte bilgiler veya haklı bir neden gösterilmek kaydıyla, soruşturma
taraflarınca gizlilik kaydıyla verilen bilgiler gizli addedilir. Bu tür
bilgiler, bilgiyi sağlayan tarafın özel izni olmadan açıklanmaz.
Gizlilik kaydıyla bilgi veren tarafın, bu bilgilerin
gizli olmayan bir özetini vermesi gerekir. Gizli olmayan özet, esas bilginin
makul ölçüde anlaşılmasına olanak sağlayacak ayrıntıda olmalıdır. Söz konusu
taraflar, istisnai hallerde, bu bilgilerin özetlenemeyecek nitelikte
olduklarını belirtebilirler. Bu gibi istisnai durumlarda, bilginin
özetlenemeyecek nitelikte olmasının nedenlerinin belirtilmesi gerekir.
Gizlilik isteğinin nedenlerinin geçerli
bulunmaması ve bilgileri sağlayan tarafın söz konusu bilgilerin herhangi bir
şekilde açıklanmasını istememesi durumunda; bilgiler, başka kaynaklardan
doğrulanmadıkça, dikkate alınmayabilir.
İlgili taraflar :
Madde 23 - Bir damping veya sübvansiyon soruşturmasında aşağıda yer
alanlar ilgili taraf olarak kabul edilir:
a) Soruşturma konusu malın ihracatçısı, yabancı
üreticisi, ithalatçısı veya üye çoğunluğu bunlardan oluşan meslek kuruluşları,
b) İhracatçı ülke hükümeti,
c) Benzer malın Türkiye'deki üreticisi veya
üye çoğunluğu benzer malın Türkiye'deki üreticilerinden oluşan meslek
kuruluşları.
Ancak, bu hüküm, yukarıda belirtilenler dışında
kalan ve soruşturmanın sonucundan etkilenebilecek diğer yerli veya yabancı
tarafların bir damping veya sübvansiyon soruşturması açısından ilgili taraf
olarak kabul edilmelerini engellemez.
İlgili tarafların dinlenmesi :
Madde 24 - Soruşturma sırasında Genel Müdürlük, ilgili taraflar ile
soruşturma konusu malın endüstriyel kullanıcılarına ve malın perakende düzeyde
satıldığı hallerde, tüketici örgütleri temsilcilerine görüşlerini bildirme
olanağı sağlar. Bu çerçevede, ilgililerin yazılı talebi veya Genel Müdürlüğün
çağrısı üzerine, karşıt görüşlerin dile getirilebilmesini teminen,
dinleme toplantıları düzenlenebilir.
İlgili taraflarca sözlü olarak verilen bilgiler,
yazılı olarak sunulmaları halinde Genel Müdürlükçe dikkate alınır.
İlgili tarafların bilgilendirilmesi :
Madde 25 - Soruşturma açılmasını takiben, şikayete ilişkin gizli olmayan
tüm bilgiler bilinen ihracatçılara ve ilgili ülke temsilciliğine gönderilir.
İhracatçı sayısının çok fazla olması halinde, söz konusu bilgiler yalnızca
ilgili ülke temsilciliğine veya ilgili meslek kuruluşuna gönderilir. Ayrıca,
yazılı olarak talep etmeleri halinde, diğer ilgili taraflara bu bilgilere
ulaşma imkanı sağlanır.
İlgili taraflara, Genel Müdürlüğe yazılı olarak
başvurmaları ve uygulanabilir olması kaydıyla, soruşturma ile ilgili olarak
kendi haklarını savunmalarına yardımcı olabilecek gizli olmayan bilgileri görme
olanağı sağlanır.
Bu hak, soruşturmaya taraf olanlarca verilen
belgeleri kapsar ve hiçbir şekilde Genel Müdürlüğün kendi iç işleyişiyle ilgili
olarak hazırladığı belgelere teşmil edilemez.
Geçici önleme başvurulduğu hallerde; ilgili
taraflar, geçici önlemin alınmasına esas teşkil eden temel bilgi ve bulgular
hakkında açıklama talep edebilirler. Söz konusu talep, geçici önlemlerin
uygulamaya konulmasını müteakip en kısa sürede yazılı olarak yapılması halinde,
gizlilik ilkesi gözetilerek karşılanır.
Soruşturma kapsamında bir nihai belirleme
yapılmadan evvel, kesin önlem uygulanıp uygulanmayacağı kararına esas teşkil
edecek nitelikteki önemli bilgi ve bulgular, gizlilik ilkesi gözetilerek,
ilgili taraflara bildirilir. İlgili tarafların fazla sayıda olması durumunda
bilgi, ilgili meslek kuruluşları veya ülke temsilcilikleri kanalıyla iletilir.
İşbirliğine gelinmemesi :
Madde 26 - İlgili taraflardan birinin, verilen süreler içinde gerekli
bilgiyi sağlamaması ya da bu bilgiye ulaşılmasını reddetmesi veya soruşturmayı
engellediğinin anlaşılması veya yanlış ya da yanıltıcı bilgi vermesi hallerinde
söz konusu taraf işbirliğine gelmemiş addedilir. Bu durumda geçici veya nihai
belirlemeler, olumlu ya da olumsuz, mevcut verilere göre yapılabilir.
İlgili taraflardan birinin, soruşturma açısından
gerekli olan bir bilgiye ulaşılamaması sonucunu doğuracak şekilde işbirliğine
gelmemesi veya kısmen işbirliğine gelmesi halinde, söz konusu taraf açısından
soruşturmanın sonucu işbirliğine gelinmesi haline nazaran daha az avantajlı
olabilir.
Örnekleme :
Madde 27 - Şikayetçi, ihracatçı veya ithalatçıların, ürün çeşitlerinin
veya işlemlerin sayısının çok fazla olması durumunda soruşturma, seçim işlemi
esnasında mevcut olan bilgiler temelinde ve istatistiki
açıdan geçerli olan bir örnekleme yapılarak belirlenecek makul sayıda taraflar,
ürünler ya da işlemlerle veya uygun bir zaman içinde makul olarak
soruşturulabilecek en geniş temsil yeteneğini haiz üretim hacmi, satışlar veya
ihracat ile sınırlı tutulabilir.
Örneklemeye dahil edilecek ihracatçı, üretici,
ithalatçı veya ürün tipi seçimi; tercihan ilgili
ihracatçılar, üreticiler veya ithalatçılarla istişarede bulunularak ve
mutabakatları alınarak, Genel Müdürlük tarafından gerçekleştirilir.
Soruşturmanın, bu madde hükmü uyarınca bir
örnekleme ile sınırlı tutulduğu hallerde, ayrı ayrı
inceleme yapmanın soruşturmayı yürüten makam üzerinde gereksiz bir yük
oluşturarak soruşturmanın zamanında tamamlanmasını engelleyecek kadar çok
sayıda ihracatçı ve üreticinin bulunduğu haller dışında, başlangıçta seçilmemiş
olan ancak gerekli bilgi ve belgeleri zamanında sağlayan ihracatçı veya
üreticiler için ayrı bir damping marjı hesaplanır.
Örneklemeye dahil taraflardan bir kısmının ya
da tamamının, soruşturmanın sonucunu önemli ölçüde etkileyecek şekilde
işbirliğine gelmemesi durumunda yeni bir örnek oluşturulabilir. Ancak, eğer
önemli derecede bir işbirliğine gelmeme hali sürerse veya yeni bir örnek seçmek
için yeterli süre yoksa, bu Yönetmeliğin işbirliğine gelinmemesine ilişkin
hükümleri uygulanır.
İhmal edilebilir oranlar :
Madde 28 - Damping marjının veya sübvansiyon miktarının veya ithalat
miktarının ihmal edilebilir oranları şunlardır:
A) Damping soruşturmasında;
a) İhraç fiyatının yüzdesi olarak ifade
edilen damping marjının % 2 oranından düşük olduğu, veya
b) Soruşturma konusu ülkeden gerçekleştirilen
dampinge konu olan ithalat miktarının benzer mal ithalatının % 3'ünden düşük
olduğu; birden fazla ülkenin soruşturmaya konu olması halinde ise, söz konusu
ithalat payı tek tek % 3'ün altında olan ülkelerin
toplam paylarının % 7'yi geçmediği, haller.
B) Sübvansiyon soruşturmasında;
a) Sübvansiyon miktarının soruşturma konusu
mal değerinin % 1'inden düşük olduğu, veya
b) Gelişmekte olan ülkeler menşeli mallar
için;
1) Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Tedbirler
Anlaşması'nın 27.11 maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla, sübvansiyon miktarının
soruşturma konusu mal değerinin % 2'sini geçmediği, veya
2) Soruşturma konusu ülkeden gerçekleştirilen
ve sübvansiyona konu olan ithalat miktarının benzer mal ithalatının % 4'ünden
düşük olduğu; birden fazla gelişme yolundaki ülkenin soruşturmaya konu olması
halinde ise, söz konusu ithalat payı tek tek % 4'ün
altında olan ülkelerin toplam paylarının % 9'u geçmediği,
haller.
Soruşturmanın kapatılması ve durdurulması :
Madde 29 - Soruşturma sonucunda; soruşturma konusu ithalatın dampinge
veya sübvansiyona konu olmadığının veya bu ithalattan kaynaklanan zararın
bulunmadığının belirlenmesi halinde veya damping marjı, sübvansiyon miktarı ya
da ithalat miktarının ihmal edilebilir düzeylerin altında olması halinde,
Kurulca soruşturma kapatılır.
Şikayetin geri çekilmesi, şikayet konusunun
ortadan kalkması veya başvuruda bulunan tarafın işbirliğini sürdürmemesi
hallerinde Kurulca soruşturmanın kapatılmasına karar verilebilir.
Taahhütlerin kabul edilmesi halinde soruşturma
durdurulabilir.
Diğer taraftan, sübvansiyonun uygulamadan
kaldırılması halinde soruşturma durdurulabilir veya kapatılabilir.
Soruşturma süresi :
Madde 30 - Soruşturma, özel durumlar dışında 1 yıl içinde
sonuçlandırılır. Bu süre, gerektiğinde, Kurulca 6 ayı geçmemek üzere
uzatılabilir.
Soruşturmaya ilişkin ilanlar :
Madde 31 - Bir damping veya sübvansiyon soruşturması açılması kararı ile
soruşturma sırasında alınan geçici önlem, kesin önlem, taahhüt durdurma ve
kapatma kararları, Resmi Gazete'de yayımlanacak bir tebliğle ilan edilir. Bu ilanlarda;
soruşturma konusu mal, ihracatçı firma, ihracatçı ülke veya menşe ülke ve
gizlilik ilkesi gözetilmek kaydıyla, soruşturma ile ilgili bilgi, bulgu ve
belirlemeler yer alır. Söz konusu ilanlar, ilgili ülkelere ve soruşturma konusu
malın bilinen üretici ve ihracatçılarına gönderilir.
ALTINCI KISIM
Taahhütler
Taahhütlerin kabulü :
Madde 32 - Açılmış bulunan damping veya sübvansiyon soruşturması,
aşağıdaki hallerde, geçici veya kesin önlem alınmaksızın durdurulabilir:
a) Bir damping soruşturması sırasında; ihracatçının,
ihraç fiyatlarını yeniden düzenleyeceğini veya damping fiyatlı ihracatı
durduracağını taahhüt etmesi ve Kurulun taahhüdü kabul etmesi, veya
b) Bir sübvansiyon soruşturması sırasında;
ihracatçının ihraç fiyatlarını yeniden düzenleyeceğini veya ihracatçı ülkenin
sübvansiyon uygulamasını kaldıracağını, sınırlayacağını veya bu amaçla başka
önlemler alacağını taahhüt etmesi ve Kurulun taahhüdü kabul etmesi.
Kurul da taahhütte bulunulmasını önerebilir.
Kurulca önerilen taahhüdün ihracatçı veya ihracatçı ülke tarafından kabul
edilmesi zorunlu değildir.
Damping soruşturmasında ihracatçının,
sübvansiyon soruşturmasında ihracatçı ülkenin talep etmesi veya her iki halde
Kurulun bu yönde bir karar vermesi halinde, soruşturma sonuçlandırılır.
Kurulca taahhütte bulunulmasının önerilmesi
veya önerilen taahhüdün Kurulca kabul edilebilmesi için, dampingli veya
sübvansiyonlu ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu konusunda
ön belirlemelerin yapılmış olması gerekir. Sübvansiyon soruşturmasında
ihracatçının taahhüdü ilgili ülkenin onayı alındıktan sonra kabul edilebilir.
Taahhütlerin ihlali :
Madde 33 - Genel Müdürlük, taahhüdü kabul edilen taraftan, taahhüdün
yerine getirilmesiyle ilgili bilgileri düzenli olarak vermesini ve bu
bilgilerin doğruluğunun tespit edilmesine olanak sağlamasını talep edebilir. Bu
koşullara uyulmaması taahhüdün ihlali olarak kabul edilir.
Taahhütlerin ihlal edilmesi halinde, mevcut verilere
dayalı olarak, geçici veya kesin önlem alınabilir.
YEDİNCİ KISIM
Gözden Geçirme
Soruşturmaları, İade Soruşturması ve Diğer Soruşturmalar
BİRİNCİ BÖLÜM
Gözden Geçirme Soruşturmaları
Ara gözden geçirme soruşturması :
Madde 34 - Kesin önlemin yürürlüğe
girmesinden itibaren bir yıl geçmiş olması kaydıyla, önleme konu malın
ihracatçısı, ithalatçısı veya yerli üreticisinin (sübvansiyon
soruşturmalarında, ilave olarak, menşe veya ihracatçı ülkenin) başvurusu
üzerine veya re'sen önlemin gözden geçirilmesi için
ara gözden geçirme soruşturması açılabilir. Bu kapsamda yapılacak başvuruların,
gözden geçirmeyi haklı kılacak delilleri içermesi gerekir.
Önlemin uygulanmasına devam edilmesinin dampingi
veya sübvansiyonu ortadan kaldırmak için gerekli olmadığı ve/veya önlemin kaldırılması
veya değiştirilmesi halinde zararın devam etmesinin veya yeniden oluşmasının
muhtemel olmadığı veya yürürlükte bulunan önlemin zarara neden olan dampingi
veya sübvansiyonu ortadan kaldırmaya yeterli bulunmadığı veya bulunmayacak hale
geldiği hususunda yeterli delillerin bulunması halinde, soruşturma açılır.
Ara gözden geçirme soruşturması, damping veya
sübvansiyon ile zarar incelemesini, ayrı ayrı veya
birlikte, içerecek şekilde yürütülebilir. Bu soruşturma esnasında, damping veya
sübvansiyon ve zararla ilgili koşulların önemli ölçüde değişip değişmediği veya
yürürlükte bulunan önlemin daha önce belirlenmiş olan zararı giderme
konusundaki hedefe ulaşıp ulaşmadığı hususları incelenir.
Nihai gözden geçirme
soruşturması :
Madde 35 - Kesin önlemler, yürürlüğe girme tarihlerinden veya damping
veya sübvansiyon incelemesi ile zarar incelemesini birlikte kapsayan en son
gözden geçirme soruşturmasının sonuçlandığı tarihten itibaren 5 yıl sonra
yürürlükten kalkar.
Yürürlükten kalkacak olan önlemler, 5 yıllık
yürürlük süresinin son yılı içinde Resmi Gazete'de yayımlanacak bir tebliğle
ilan edilir.
Yürürlük süresinin sona ermesinden en geç 3
ay önce önleme konu olan ürünün yerli üreticileri yeterli delillerle birlikte
Genel Müdürlüğe yazılı olarak başvurarak bir nihai gözden geçirme soruşturması
açılmasını talep edebilirler.
Ayrıca, 5 yıllık süresi biten ve yürürlükten
kaldırılan önlemler de Resmi Gazete'de yayımlanacak bir tebliğle ilan edilir.
Nihai gözden geçirme soruşturması yerli üreticilerin
yazılı başvurusu üzerine veya re'sen açılır ve
soruşturmaya konu önlem soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalmaya
devam eder.
Kesin önlemin yürürlük süresinin sona ermesi ile
dampingin veya sübvansiyonun ve zararın devam edeceğine veya yeniden meydana
geleceğine dair yeterli delillerin bulunması halinde soruşturma açılır.
Bu kapsamda örneğin, dampingin veya
sübvansiyonun ve zararın devam ettiği veya yürürlükte bulunan önlemin etkisiyle
zararın tamamen veya kısmen ortadan kalktığı veya ihracatçıların ya da pazar
şartlarının gelişiminden, zarar verici dampingin veya sübvansiyonun devam
etmesinin muhtemel olduğu hususlarında deliller sunulabilir.
Bu soruşturmada önleme konu ürünün
ihracatçılarına, üreticilerine, ihracatçı ülke temsilciliğine ve yerli
üreticilerine (sübvansiyon soruşturmalarında, ilave olarak, menşe ülkeye)
gözden geçirme başvurusunda yer alan hususlarda görüşlerini belirtme ve karşı
savlarını dile getirme olanağı tanınır. Nihai karar, önlemin sona ermesi
halinde damping veya sübvansiyon ve zararın devam etmesinin veya yeniden
meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı konusunda usulüne uygun olarak
belgelendirilerek sunulan tüm delillerin dikkate alınması suretiyle verilir.
Yeni ihracatçı için gözden geçirme
soruşturması :
Madde 36 - Soruşturma döneminde önleme konu malı Türkiye'ye ihraç
etmemiş olan ihracatçılar veya üreticiler, kendileri için bir damping marjı
veya sübvansiyon miktarı belirlenmesi talebiyle yazılı olarak Genel Müdürlüğe
başvuruda bulunabilirler.
Başvuruda bulunan ihracatçının; dampinge karşı vergi
veya telafi edici vergiye konu olan malın ihraç ülkesinde bulunan ihracatçı
veya üreticileriyle bağlantılı olmadığını ve soruşturma dönemini müteakip
önleme konu malı Türkiye'ye ihraç ettiğini veya önemli miktarda ihraç etmek
hususunda gayri kabili rücu bir akdi yükümlülük
altına girdiğini kanıtlaması gereklidir.
Yeni ihracatçı için gözden geçirme
soruşturması yerli üreticilerin başvuru konusundaki görüşlerinin alınmasını
müteakip, hızlandırılmış şekilde başlatılır ve yürütülür.
İKİNCİ BÖLÜM
İade Soruşturması
İade soruşturması :
Madde 37 - Kesin önlemin konulmasına esas teşkil eden damping marjı veya
sübvansiyon miktarının ortadan kalkmış olması veya azalmış olması nedeniyle
gerçek damping marjı veya sübvansiyon miktarından daha fazla ödenmiş olan
verginin iadesini talep eden ithalatçının, önlemlerin tahsili tarihinden
itibaren 6 ay içinde, delilleriyle birlikte, yazılı olarak Genel Müdürlüğe
başvuruda bulunması gereklidir. Başvuru, iadesi istenen vergi tutarını gösteren
bilgileri ve söz konusu verginin hesaplanmasına ilişkin gümrük idarelerince
düzenlenen tüm belgeleri, ayrıca temsil niteliğini taşıyan bir dönemde, ilgili
üretici veya ihracatçı için normal değer ve bu üretici veya ihracatçının
Türkiye'ye yaptığı tüm ihracata ilişkin fiyatları gösteren bilgi ve belgeleri
içermesi halinde incelemeye alınır.
İthalatçının söz konusu ihracatçı veya üretici ile
bağlantılı olmadığı ve bu bilgilerin kısa zamanda temininin mümkün bulunmadığı
veya ihracatçının ya da üreticinin bu bilgileri ithalatçı aracılığıyla
vermekten kaçındığı hallerde, ihracatçı veya üreticinin damping marjı veya
sübvansiyon miktarının ortadan kalktığı ya da azaldığı ve bununla ilgili
delillerin bilahare Genel Müdürlüğe verileceğine dair bir beyanının başvuruya
eklenmesi gerekir.
Söz konusu delillerin ihracatçı veya üretici
tarafından makul bir süre içerisinde Genel Müdürlüğe iletilmemesi halinde
başvuru reddedilir.
Kurul, iade için yapılan başvuruyu müteakip,
iade talebinin kısmen veya tamamen karşılanmasını ya da, gerekli görülen
hallerde, iade talebinin karşılanıp karşılanmayacağının belirlenmesini teminen bir iade soruşturması açılmasını kararlaştırabilir.
İade talebi hakkında yeterli delilleri içeren
bir başvuruyu müteakip, 12 ay içerisinde karar verilir. Gerekli görülen
hallerde bu süre 18 aya kadar uzatılabilir. İade kararının verilmesini izleyen
90 gün içerisinde ise gerekli ödeme yapılır.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Diğer
Soruşturmalar
Önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı
soruşturma :
Madde 38 — Yürürlükte bulunan dampinge karşı vergi veya
telafi edici verginin etkisiz kılındığını iddia eden yerli üreticiler,
iddialarını destekleyen delillerle birlikte yazılı olarak Genel Müdürlüğe
başvuruda bulunarak önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı soruşturma açılmasını
talep edebilirler. Genel Müdürlüğün teklifi üzerine re’sen
de soruşturma açılabilir.
Yürürlükteki
dampinge karşı vergi veya telafi edici vergiden kaçınma dışında yeterli bir
haklı nedeni veya ekonomik gerekçesi bulunmayan bir uygulama, işlem veya iş
sonucunda, Türkiye ile üçüncü bir ülke veya Türkiye ile önleme konu ülke veya
Türkiye ile önleme konu ülkedeki firmalar arasındaki ticaretin gerçekleştirilme
şeklinde bir değişikliğin meydana geldiğine ve yürürlükteki dampinge karşı
vergi veya telafi edici verginin iyileştirici etkisinin azaltıldığına veya
bertaraf edildiğine dair delillerin bulunduğu haller için başlatılacak
soruşturmalarda bu Yönetmeliğin dampingin, sübvansiyonun ve zararın
tespitine ilişkin hükümleri uygulanmaz.
Soruşturmanın yeniden açılması :
Madde 39 - Kesin önlemlerin, ihraç fiyatlarının düşürülmesi suretiyle
etkisiz kılındığını iddia eden yerli üreticiler yazılı olarak Genel Müdürlüğe
başvurarak soruşturmanın yeniden açılmasını talep edebilirler. Genel Müdürlüğün
teklifi üzerine re'sen de soruşturma açılabilir.
Yapılacak başvuruda; kesin önlemlerin, önleme konu malın Türkiye piyasasındaki
satış fiyatlarında hiçbir hareket veya yeterli bir hareket sağlamadığı
hususundaki delilleri içermesi gereklidir.
Şikayeti müteakip Kurulca soruşturmanın yeniden
açılmasına karar verilmesi halinde, malın ihracatçılarına, ithalatçılarına ve
üreticilerine malın satış fiyatı konusunda görüşlerini bildirme olanağı
tanınır.
Soruşturma sırasında, yeniden satış
fiyatlarının önlemin alınmasını müteakip değişikliğe uğramış olması gerektiği
sonucuna varılması durumunda, daha evvel tespit edilmiş olan zararın
giderilmesini teminen ihraç fiyatı yeniden belirlenir
ve belirlenen yeni ihraç fiyatına göre damping marjı yeniden hesaplanır.
Soruşturma konusu malın fiyatında hareket olmamasının nedeninin, kesin önlem
alınmadan önce veya sonraki dönemde ihraç fiyatında meydana gelen düşme olduğu
belirlenirse, damping marjı ihraç fiyatındaki düşme dikkate alınarak yeniden
hesaplanabilir.
Normal değer incelemesinin soruşturma
kapsamına alınmasına yönelik talepler, bu konudaki tüm bilgilerin delilleriyle
birlikte soruşturmanın açılış tebliğinde belirtilen süre içerisinde Genel
Müdürlüğe sunulması kaydıyla dikkate alınır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Ortak Hükümler
Usul :
Madde 40 —Aksine hüküm bulunmadıkça, bu kısımda
düzenlenen inceleme ve soruşturmalarda normal soruşturmalarda izlenen usul
kurallarından yalnızca mahiyet ve niteliği itibariyle uygun
olanları tatbik olunur.
Yöntem :
Madde 41 —Aksine hüküm bulunmadıkça, bu kısımda
düzenlenen soruşturmalardan yalnızca mahiyet ve niteliği itibariyle uygun
olanları için ve ancak gerek görülmesi halinde, normal bir soruşturmadaki
dampingin, sübvansiyonun ve zararın tespitine ilişkin hükümler uygulanır.
Önlemler :
Madde 42 - Bu Yönetmeliğin 34, 35 ve 36 ncı
maddelerinde belirtilen soruşturmalar sonucunda yürürlükte bulunan önlemlerin
kaldırılmasına, devamına veya değiştirilerek uygulanmasına karar verilebilir.
SEKİZİNCİ KISIM
İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu
Kurulun oluşumu :
Madde 43 - Kurul; İthalat Genel Müdürünün veya görevlendireceği genel
müdür yardımcısının başkanlığında; Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı,
Gümrük Müsteşarlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Ziraat
Odaları Birliğinin birer yetkili temsilcisi ile İthalat Genel Müdürlüğünün
ilgili daire başkanından oluşur.
Kurulun çalışma usul ve esasları :
Madde 44 - Kurul, gerekli hallerde, Kurul Başkanının daveti üzerine
toplanır. Toplantı gündemi, Genel Müdürlük tarafından hazırlanır ve gündemde
görüşülecek maddelere ilişkin bilgiler Kurul üyelerine önceden gönderilir.
Kurul salt çoğunlukla toplanır. İlk toplantıda
çoğunluk sağlanamadığı takdirde, sonraki işgünü yapılacak toplantıda çoğunluk
aranmaz.
Kurul kararları, toplantıya katılanların oy
çokluğu ile alınır. Oyların eşit olması halinde, Kurul Başkanının oy vermiş
olduğu taraf çoğunluğu sağlamış kabul edilir.
Kurul Başkanı, görüşülecek konuların
niteliğine göre ve istişari mahiyette olmak üzere,
Kurul toplantılarına üniversiteler ve ilgili kurum ve kuruluşların
temsilcilerini davet edebilir. Bu kişiler oylamaya katılamazlar.
Kurul üyeleri, ilgili taraflar ile Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununun 245 inci maddesinde belirtilen tür ilişkide
bulunduklarının tespiti halinde toplantılara katılamazlar.
Kurul üyesi meslek kuruluşu temsilcilerinin,
soruşturma konusu benzer malın üreticisi, ihracatçısı veya ithalatçısı olmaması
ve bu malın herhangi bir şekilde ticaretiyle iştigal etmemesi zorunludur.
Aksi takdirde, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
işlem yapılır.
DOKUZUNCU
KISIM
Son Hükümler
Yetki :
Madde 45 - Bu Yönetmelikte yer alan hususlara ilişkin tebliğler
çıkarmaya Dış Ticaret Müsteşarlığı yetkilidir.
Kaldırılan yönetmelik :
Madde 46 - 27/9/1989 tarihli ve 20295 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış
bulunan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik ve
değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük :
Madde 47 - Bu Yönetmelik 25/10/1999 tarihinden geçerli olmak üzere
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme :
Madde 48 - Bu Yönetmeliği Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu
Bakan yürütür.
Ek Madde 1 (02.05.2002 tarihli, 24743 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle eklemiştir)- Piyasa ekonomisi
uygulamayan ülkelerden yapılan ithalata yönelik damping soruşturmalarında,
ilgili ülkedeki soruşturmaya tabi üretici veya üreticilerin soruşturma konusu
ürünün üretiminde ve satışında aşağıdaki ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi
koşullarının geçerli olduğunu yeterli deliller ile ibraz etmesi halinde bu
üretici veya üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5 nci maddesi uygulanır.
a) Firma fiyatlar, hammaddeler, teknoloji ve işçilik
de dahil olmak üzere maliyetler ve girdiler, üretim, satışlar ve yatırımlar ile
ilgili hususlarda kararlarını arz-talep dengesini yansıtan pazar hareketlerine
göre ve bu bağlamda önemli sayılacak bir devlet müdahalesi olmaksızın veriyor
ve başlıca girdilerin maliyeti büyük ölçüde piyasa değerlerini yansıtıyor ise,
b) Firmanın uluslararası standartlara uygun şekilde
bağımsız denetimden geçen mali tabloları ve temel muhasebe kayıtlarının
dayandığı bir muhasebe sistemi varsa,
c) Firmanın üretim maliyetleri ve mali yapısında,
bilhassa duran varlıkların amortismanı, diğer terkinler, takas ticareti ve
borçların tazmini suretiyle ödenmesi gibi hususlarla ilgili olarak piyasa
ekonomisi olmayan sistemden kaynaklanan önemli çarpıklıklar bulunmuyorsa,
d) Firma, faaliyetlerine yasal belirlilik ve
istikrar garanti eden iflas ve mülkiyet ve istikrar garanti eden iflas ve
mülkiyet kanunlarına tabi ise, kanunlarına tabi ise, ve (05.05.2002 tarihli
24746 sayılı R.G.de düzeltme yapılmıştır)
e) Döviz değişimleri piyasada geçerli kurlardan
gerçekleşiyorsa, bu üreticinin piyasa ekonomisi koşullarında faaliyet
gösterdiği kabul edilir.
|